Güneş Battığı Yerden Doğmak Üzere...

Şüphesiz biz onu, Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gecede, melekler ve Ruh, Rabb'lerinin izniyle her iş için sürekli inerler. O gece, tan yeri ağarıncaya kadar, esenlik doludur. Kadr Suresi

Güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O battığı yerden doğduğu zaman bütün insanlar iman edecek, fakat o gün, daha evvelden iman etmeyen, yahut imanında bir hayır kazanamayan hiç kimseye imanı fayda vermeyecektir. Hz. Muhammed (S.a.s.)

Evrene eşlik eden üst boyuttaki büyük insan, üst boyutun zaman algısına göre yaklaşık 17 yaşlarında, yani henüz ergenlik dönemindedir. Yeryüzünde yaşananların tümü, bu büyük insanın içsel dünyasını yansıtır. Yeryüzündeki her olumsuzluk, evrenin eşlik ettiği büyük insanın algısına rahatsızlık ve hoşnutsuzluk olarak yansımakta, bu içsel rahatsızlık ise iradesini çözüm arayışına yönlendirmektedir.

Tarih boyunca yaşanan çalkantılar, büyük insanın yolunu bulmaya ve karakterini şekillendirmeye çalıştığının göstergesidir. Örneğin, dört semavi dinin inmesi üst boyuta bir arayış olarak yansımaktadır. Tarihsel çizgi, onun bir arayış içinde olduğunu ve son dinle temel yapısını oturttuğunu göstermektedir. Aleminin bir parçası olan yeryüzünde yaşanan her olay ona yükselmektedir.

Büyük insan, iç aleminde olup bitenlerden birebir olarak haberdar değildir. Bu durumu, hücre-vücut ilişkisi üzerinden bir benzetmeyle açıklayabiliriz. Vücudumuzdaki hücrelerin tek tek işleyişinden haberdar olmamamıza rağmen, toplu olarak ürettikleri enerjiyi kullanırız. Gıdaların vitamin yoğunluğu, bedene verdiği katkıyı şekillendirir. Hücrelerin saniye veya dakikalar içinde ürettiği enerjiyi gün boyunca kullanmamız gibi;  Alemlerin de 1000 yıllık bir süreçte ürettiklerini üst alem 1 günlük süreçte tüketir.

Son 1000 yıllık tarih dilimini kaba hatlarıyla ele alalım. İslam Dini, Selçuklu ve Osmanlı ile birlikte dünyada yayılmaya ve yaşanmaya başladı. Ancak Osmanlı sistemini güncelleyemeyip zamana uyum sağlayamadı. Güç, bilim ve teknoloji alanında gelişen Batı'nın eline geçti. Osmanlı'nın yıkılmasıyla İslam alemindeki gelişmenin gücü ve hızı azaldı. Oysa Osmanlı ile birlikte işler yoluna girmeye ve huzur yavaş yavaş yeryüzüne yayılmaya başlamıştı.

Her din, gerektiği gibi anlaşılıp yaşanamadığından insanların elinde zamanla bozulmaya uğrar. İslam Dini de insanlar tarafından gerektiği gibi yorumlanıp güncellenemedi. Bu 1000 yıllık tarih diliminin üst boyuta yansıması, 1 günlük yaşantı gibidir. Dünyadaki insanların 1000 yılda yaşadığı tarihsel kesit, üst boyutta 1 güne sıkıştırılmış haldedir.

Yeryüzündeki 1000 yıllık süreç, üst boyut tarafından kısa bir kesit olarak algılanır: İç alemindeki huzur yayılmaya başlarken, bir anda güç kaybıyla bir çöküntü yaşanır. Ancak her çöküntü, bu alemin sahibi için bir tecrübedir. Ardından daha güçlü şekilde iradesinin yolunu açacak ve gelişmeye devam edecektir. Güneşin Doğuşu, İslam’ın yeniden ayağa kaldırılacağı vakittir.

Sonuç olarak, yeryüzünde insanların yoğun olarak yaşadığı acılar, sıkıntılar ve duygular toplu halde üst sisteme ulaşmakta ve bütün bunlar sistemi harekete geçirmeye sebep olmaktadır.

Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri düzenleri bozulmasın diye tutuyor. Andolsun ki, onların düzeni bir bozulacak olsa, kendisinden sonra hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz, o cezalandırmada aceleci değildir. O, çok bağışlayıcıdır. Fatır 41

Yeryüzündeki bozulma ve huzursuzluk doruk noktasına ulaştığında, yukarıya gönderilen mesajların şiddeti de artar. Bu, tıpkı vücudumuzun ağrı ve sancılarla bize rahatsızlığını bildirmesi gibidir. Artık müdahale kaçınılmazdır, aksi takdirde rahatsızlık tüm sistemi sardığında işlemez hale getirebilir.

Eğer Hak onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile ikisi arasında bulunanlar bozulur giderdi. Gerçekten biz, insanlara şan ve şereflerini getirdik, fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiler. Mü’minün 71

Kıyamet alametleri, bu müdahalenin habercisidir. Birçok kıyamet alameti yoruma açık olsa da, güneşin batıdan doğuşu, kesin ve net bir işaret olacaktır. Tıpkı güneşin her şeyi aydınlatıp, gerçeklerin apaçık ortaya çıkması gibi. Bu nedenle, inanmayanların o anda inanması kendilerine fayda sağlamayacaktır.

Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da daveti duyuramazsın. Sen körleri delaletlerinden çevirip doğru yola iletemezsin. Ancak âyetlerimize iman edip teslim olanlara duyurabilirsin.

O söz başlarına geldiği vakit, onlara yerden bir dâbbe çıkarırız, bu onlara insanların âyetlerimize kesin olarak iman etmediklerini söyler.

O gün, her ümmet içinden âyetlerimizi yalan sayanlardan bir cemaat toplarız da onlar toplu olarak huzura sevkedilirler. Nihayet, geldikleri zaman Allah buyurur: Siz benim âyetlerimi, ne olduklarını kavramadan yalan saydınız öyle mi? Değilse yaptığınız neydi? Neml 80-84

Gaybın anahtarları O'nun yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun bilgisi dışında bir yaprak dahi düşmez. O yerin karanlıklarındaki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. En’âm 59

Şüphesiz o, korunmuş bir kitapta bulunan değerli bir Kur'an'dır. Ona arınanlardan başkası yaklaşamaz. O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir. Vâkı’a 77-80

...O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak kavrayamazlar. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine ağır gelmez. O, yücedir, büyüktür.” Bakara 255

İstanbul !...

İslamın Güneşi, bir zamanlar en güçlü zamanlarını yaşadığı İstanbul'dan batmıştır. İslamın Güneşi, battığı yerden, yani İstanbul'dan yeniden doğarak ikinci kez yeni bir çağın başlangıcına sahne olacaktır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.a.s.)'in, İstanbul'u neden müslümanlara hedef gösterdiği, o gün çok daha iyi anlaşılacaktır.

Güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O battığı yerden doğduğu zaman bütün insanlar iman edecek, fakat o gün, daha evvelden iman etmeyen, yahut imanında bir hayır kazanamayan hiç kimseye imanı fayda vermeyecektir. Hz. Muhammed (S.a.s.)

Hayır! Yeryüzü tümüyle, sarsıla sarsıla dümdüz edildiği, melekler saf saf dizilmiş beklerken, Rabbin geldiği vakit … O gün cehennem gösterilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var! Fecr 21-23

O gün gökyüzü beyaz bulutlar halinde yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir. İşte o gün, gerçek mülk (hükümranlık) çok merhametli olan Allah'ındır. Kâfirler için ise pek çetin bir gündür o. Furkân 25-26

   Şüphesiz ki sizler, bu ayı gördüğünüz gibi Rabbinizi göreceksi­niz ve onu görmekte, kalabalıktan dolayı sıkıntı çekmeyeceksiniz.

Hz. Muhammed (S.a.s.)

Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir. Sûr'a üflendiği gün, bölük bölük Allah'a gelirsiniz; Gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur; Dağlar yürütülür, serap haline gelir. Nebe 17-20

Sûr'a üflendiği gün, -Allah'ın diledikleri müstesna-, göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O'na gelirler. Neml 87

Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik. Onun tevilinden başka bir şey beklemiyorlar. Tevili geldiği gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Şimdi bizim şefaatçılarımız var mı ki bize şefaat etsinler veya geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmış olduklarımızdan başkasını yapalım? Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler de kendilerinden kaybolup gitti. A’râf 52,53

Allah’ın yardımı ve zaferi gelip de insanların dalga dalga Allah’ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit Allah’ına hamdederek O’nu tespih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O tevbeleri fazlasıyla kabul edendir. Nasr 1

Ve işte biz, O’nu böyle açık seçik âyetler olarak indirdik. Şüphesiz, Allah dilediğini doğru yola iletir.  Hac 16

De ki: Düşünün, eğer o Allah tarafından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz, derin bir ayrılığa düşen kimseden daha sapkın kim olabilir?

Ufuklarda ve kendi nefislerinde, insanlara âyetlerimizi göstereceğiz ki, O'nun gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun.

Rabbinin her şeye şahit olması, yetmez mi?

 İyi bil ki; onlar, Rablerine kavuşmaktan şüphe içindedirler. Bilesiniz ki O, her şeyi kuşatmıştır. Fussilet 52-54

Allah, yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratandır. Emir bunlar arasından sürekli iner ki, böylece Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz. Talak 12