
Evrene eşlik eden üst boyuttaki büyük insan, üst boyutun zaman algısına göre yaklaşık 17 yaşlarında, yani henüz ergenlik dönemindedir. Yeryüzünde yaşananların tümü, bu büyük insanın içsel dünyasını yansıtır. Yeryüzündeki her olumsuzluk, evrenin eşlik ettiği büyük insanın algısına rahatsızlık ve hoşnutsuzluk olarak yansımakta, bu içsel rahatsızlık ise iradesini çözüm arayışına yönlendirmektedir.
Tarih boyunca yaşanan çalkantılar, büyük insanın yolunu bulmaya ve karakterini şekillendirmeye çalıştığının göstergesidir. Örneğin, dört semavi dinin inmesi üst boyuta bir arayış olarak yansımaktadır. Tarihsel çizgi, onun bir arayış içinde olduğunu ve son dinle temel yapısını oturttuğunu göstermektedir. Aleminin bir parçası olan yeryüzünde yaşanan her olay ona yükselmektedir.
Büyük insan, iç aleminde olup bitenlerden birebir olarak haberdar değildir. Bu durumu, hücre-vücut ilişkisi üzerinden bir benzetmeyle açıklayabiliriz. Vücudumuzdaki hücrelerin tek tek işleyişinden haberdar olmamamıza rağmen, toplu olarak ürettikleri enerjiyi kullanırız. Gıdaların vitamin yoğunluğu, bedene verdiği katkıyı şekillendirir. Hücrelerin saniye veya dakikalar içinde ürettiği enerjiyi gün boyunca kullanmamız gibi; Alemlerin de 1000 yıllık bir süreçte ürettiklerini üst alem 1 günlük süreçte tüketir.
Son 1000 yıllık tarih dilimini kaba hatlarıyla ele alalım. İslam Dini, Selçuklu ve Osmanlı ile birlikte dünyada yayılmaya ve yaşanmaya başladı. Ancak Osmanlı sistemini güncelleyemeyip zamana uyum sağlayamadı. Güç, bilim ve teknoloji alanında gelişen Batı'nın eline geçti. Osmanlı'nın yıkılmasıyla İslam alemindeki gelişmenin gücü ve hızı azaldı. Oysa Osmanlı ile birlikte işler yoluna girmeye ve huzur yavaş yavaş yeryüzüne yayılmaya başlamıştı.
Her din, gerektiği gibi anlaşılıp yaşanamadığından insanların elinde zamanla bozulmaya uğrar. İslam Dini de insanlar tarafından gerektiği gibi yorumlanıp güncellenemedi. Bu 1000 yıllık tarih diliminin üst boyuta yansıması, 1 günlük yaşantı gibidir. Dünyadaki insanların 1000 yılda yaşadığı tarihsel kesit, üst boyutta 1 güne sıkıştırılmış haldedir.
Yeryüzündeki 1000 yıllık süreç, üst boyut tarafından kısa bir kesit olarak algılanır: İç alemindeki huzur yayılmaya başlarken, bir anda güç kaybıyla bir çöküntü yaşanır. Ancak her çöküntü, bu alemin sahibi için bir tecrübedir. Ardından daha güçlü şekilde iradesinin yolunu açacak ve gelişmeye devam edecektir. Güneşin Doğuşu, İslam’ın yeniden ayağa kaldırılacağı vakittir.
Sonuç olarak, yeryüzünde insanların yoğun olarak yaşadığı acılar, sıkıntılar ve duygular toplu halde üst sisteme ulaşmakta ve bütün bunlar sistemi harekete geçirmeye sebep olmaktadır.

Yeryüzündeki bozulma ve huzursuzluk doruk noktasına ulaştığında, yukarıya gönderilen mesajların şiddeti de artar. Bu, tıpkı vücudumuzun ağrı ve sancılarla bize rahatsızlığını bildirmesi gibidir. Artık müdahale kaçınılmazdır, aksi takdirde rahatsızlık tüm sistemi sardığında işlemez hale getirebilir.
Kıyamet alametleri, bu müdahalenin habercisidir. Birçok kıyamet alameti yoruma açık olsa da, güneşin batıdan doğuşu, kesin ve net bir işaret olacaktır. Tıpkı güneşin her şeyi aydınlatıp, gerçeklerin apaçık ortaya çıkması gibi. Bu nedenle, inanmayanların o anda inanması kendilerine fayda sağlamayacaktır.